THIS CITY / BU ŞEHİR

Silence is dominant this morning in my window stubbornness of the city’s rapid livelihood… It’s like the city is trying to remember something, an old memorial this morning. At the tip of your tongue, as if to say… What’s worrying about your eyes clouding you? ”Tell me,too” I look like a dude with a friend. I wonder what a human city might be worried about other than to turn of the lights. ”Look at your power!” I’m going to say, holding me in the  armchair and putting me down.

Sit down and explain

The argument that mixes the daylight day

Sit down and listen

I am a pussy, like a child who is eaten by the teacher and is standing on one foot… I am confident that in my chair I am almost a flower in the face of a city trying to teach me. The face is lit up like my flowers, I hear your grandmother’s sigh, I think  it will start  but his eyes are hanging on to people who wake up with more than a sabbatical… ”Do you see?”It says, hesitant to show with his hand. I lightly shake my head, a little embarrassed and a bit bored. I understand that there is so much to tell. It says that all have joy and sorrow. You are looking at the sadness of the evening crashing with a look at the morning feet with a whole new hope. A new day turns on and off the curtains like the day before. They say, ”we are rolling and going.” The days are repeating each other in an order/irregularity. Sufferings and happiness are always the same but seperate… It’s as if people in the city are clinging to each other, people who have ignored the front of their nose. ”Old neighborhood…” it says. ”It was not like that. Maybe you will not remember the age you will not remember, but they were neighbors to each other. There was news from each other. They knew how to listen. Maybe I know there are a lot of them but they still do not feel comfortable.” I use my right to remain silent without realizing it. A city that has seen war and love is silencing me. I’m going to mumble to say something, I’m giving up anyway. What is the correct word! Every day we hear, defend people with the news we see… I am defending the humanity that has stopped talking about artificial intelligence, has not been able to see beauty yet, is lazy to raise arms to applaud… Like I understand what I want to say while standing still, ” I do not think it’s beautiful, but I think there’s still something missing when the good of evil is always one-zero. What is goodness? I want them to remember, without burning their lives with more lives…”  I realize that your face is beginning to darken the city, I can see the stars from my window… ” I say this city…” ”I will meet more things to teach you more things…”

Stay with art,science and literature. Happy days, dear reader. 🙂

 

Bu Şehir

Sessizlik hakim bu sabah penceremde şehrin hızlı yaşanmışlığına inat… Bir şeyi, eski bir anıyı hatırlamaya çalışır gibi şehir bu sabah. Dilinin ucunda, sanki söyleyiverecekmiş gibi birden… Neydi ki gözlerini bulutlandıran seni kaygılandıran? ‘’Söyle de kurtuluver.’’ Der gibi bakıyorum bir dost edasıyla. Merak ediyor insan bir şehrin ne derdi olabilir ki ışıkları söndürüp yakmaktan başka. ‘’İşine gücüne baksana sen!’’ deyip kalkacak gibi oluyorum, kolumdan tutup oturtturuveriyor beni masama.

‘’Otur da anlatayım

Gecemi gündüzüme karıştıran derdimi

Otur da dinle’’

Deyince sus pus oluyorum, öğretmeninden azar yemiş tek ayak üstünde bekleyen bir çocuk misali… Doğruluyorum sandalyemde adeta çiçek oluyorum bana ders vermeye çalışan bir şehir karşısında. Öğle güneşi alan çiçeklerim gibi aydınlanıyor yüzü, anneannemin iç çekişini duyuyorum başlayacak sanıyorum ama gözleri bir sabaha daha uyanmakta olan insanlara takılıyor… ‘’Görüyor musun?’’ diyor, eliyle göstermekten çekinerek göz ucuyla. Hafifçe başımı sallıyorum, biraz mahcup biraz sıkılgan. Anlatacak çok şeyi olduğunu anlıyorum o zaman. Hepsinin sevinci, neşesi, derdi, kederi var diyor. Bir bakıyorsun çökmekte olan akşam ile hüzünleniyorlar bir bakıyorsun sabah yepyeni bir umutla dimdik ayaktalar. Yeni bir gün evvelsi gün gibi perdelerini açıp kapıyor. Hani diyorlar ya ‘’ yuvarlanıp gidiyoruz’’ diye aynen öyle oluyor. Bir düzen/düzensizlik içinde birbirini tekrarlıyor günler. Acılar ve mutluluklar yaşanıyor hep aynı gibi ama ayrı ayrı… Sanki kopuyor şehir insanları birbirinden, burnunun önünü görmez oldu insanlar. ‘’Eski mahalleler…’’ diyor. ‘’Hiç böyle değildi. Belki sen hatırlamazsın yaşın tutmaz belki ama komşuydu bunlar birbirine. Birbirlerinden haberleri olurdu. Dinlemesini bilirlerdi. Belki diyorum vardır bir bildikleri ama işte yine de içim rahat etmiyor.’’ Sessiz kalma hakkımı kullanıyorum farkında olmadan. Savaşı da aşkı da görmüş bir şehir susturuveriyor beni. Tam bir şeyler söylemek için mırıldanacak gibi oluyorum, hadi neyse vazgeçiyorum. Doğru söze ne denir ki! Her gün duyduğumuz, gördüğümüz haberlerle mi savunayım insanlığı… Sanatı bilimi konuşmayı bırakan, güzelliği görmeye hali kalmamış, doğruyu alkışlamak için kollarını kaldırmaya üşenen insanlığı mı savunayım… Debelenip dururken söylemek istediklerimin içimi kemirdiğini anlamış gibi, ‘’ Güzel şeylerde olmuyor değil ama kötülük iyiliği hep bir-sıfır yenince eksik bir şeyler hala var diyorum. İyilik nedir? Hatırlamalarını istiyorum, daha fazla canları yanmadan daha fazla canları yakmadan…’’ Yüzünün kararmaya başladığını fark ediyorum şehrin, yıldızları sayabiliyorum penceremden… ‘’Bu şehir…’’ diyorum. ‘’Daha çok şey öğretecek daha çok şeyle tanıştıracak beni…’’

Sanat, bilim ve edebiyatla kalın. Mutlu günler sevgili okur J

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s